EVRİM

İnsan vücudunda toplam 50.000.000.000.000 (50 trilyon) kadar hücre bulunduğu tahmin ediliyor. Her hücrenin çekirdeğinde 46 kromozom bulunur. DNA zinciri bu kromozomların üzerine sarılı bir şekilde bulunur. Her kromozomdaki nükleotid sayısı değişiktir (250 milyondan 15 milyona kadar değişir). DNA nükleotid denen 4 değişik yapı taşından oluşur. (Adenin(A), Timin(T), Guanin(G), Sitozin(C)). Genler, DNA zincirinin üzerinde yer almaktadır ve uzunlukları 600, 700, 1000 1500, 5000, 6000, 15000 bp gibi çok farklı uzunlukta olabilmektedir. Genler protein kodlar (hormon, enzim), DNA zinciri üzerindeki iki gen arasında çöp DNA adı verilen protein kodlamayan kısımlar bulunur ki, insan genomunun büyük bir kısmı bu çöp DNA lardan oluşur.

Vücudun her hücresindeki DNA dizilimi hemen hemen birbirinin aynısıdır. Değişik organlardaki hücreler, görevlerine göre özelleşmiş hücreler olduğu için her gen her organda görev almaz veya başka bir başlatıcı ile başka bir görev alır.

Örneğin; Midedeki hücrelerde bulunan genler besinleri sindirmek için enzim sentezlerken, aynı gen gözdeki hücrelerde de bulunmasına rağmen„start kodon” diye adlandırılan “AUG” kodunu bulundurmadığı için gözde çalışmaz. Bütün genler protein sentezine “AUG” start kodonu ile başlar ve sentezledikleri proteinin ilk amino asidi “Metionin” dir.

Tek bir hücrede yaklaşık 3 milyar nükleotid bulunur(Adenin, Guanin, Sitozin, Timin). Bu sayının ne ifade ettiğini şöyle bir örnekle ifade etmek gerekirse, tek bir hücre içindeki 3 milyar nükleotidi, 1 mm (milimetre) ara ile arka arkaya dizmiş olsak 3000 km uzunluğunda bir yol olur ve bunu vücuttaki 50 trilyon hücre ile çarparsak çıkan sonuç dünya ile güneş arasını 500 milyon kez gidip gelmek anlamına gelir.

İnsanla şempanze arasındaki genetik benzerlik % 98, 8 dir. İki oyun zarının aynı anda 6 gelme olasılığı 1/36 dır (36 da 1), yani (1/6 x 1/6 = 1/36). Matematiksel olarak 3 milyar insan nükleotidinin, % 98, 8 oranında şempanze nükleotidine benzeme olasılığı(1/4 x 1/4 x 1/4…) dür. Bu, 3 milyar tane 1/4´ün birbiri ile çarpımı anlamına gelmektedir. Çıkan sayının, denizlerdeki tüm kum taneciklerinin sayısından bile fazla olacağına emin olabilirsiniz. Böyle bir olasılığın gerçekleşmesi gökyüzünde uçakla giderken, dünyanın herhangi bir yerine atılan bir toplu iğneyi arayıp bulmaktan bile daha zordur. Matematiksel olarak böylesine imkansız denecek kadar küçük bir olasılık nasıl oluyorda şempanze ve İnsan DNA´sında % 98,8 oranında gerçekleşebiliyor? Bu olasılık ancak şempanze ile insanın ortak atasının geçmişte bir yerde(~ 7 milyon yıl önce) aynı olması ile mümkündür. Şimdi haklı olarak şöyle bir soruyu sormak kaçınılmaz oluyor. Neden şempanze ile insan birbirinden bu kadar farklı görünüyor? Biri kıllı, diğeri değil, biri konuşuyor diğeri konuşamıyor… vs gibi….

Her şeyden önce şunu hemen belirtmek gerekir ki, insanla şempanze 7 milyon yıl önce ortak atadan ayrıldıktanimage005 sonra kendi evrimsel yollarına yalnız devam ettiler. Yani, şu an da insanla şempanzenin evrimsel farkı 7+7= 14 milyon yıldır. Canlıdaki evrim ilk tek hücreli canlının ortaya çıkmasından itibaren günümüze kadar devam edip gelen bir süreçtir. Çok küçük değişiklikler milyonlarca yılda inanılmaz derecede büyük değişikliklere sebep olmaktadır. İnsan ömrü evrimdeki milyonlarca yıllık değişimleri algılaması için çok kısadır. Yanılgının sebebi burada yatmaktadır.

Sokakta yürüyen herhangi iki insanın DNA ları arasındaki fark %0,1 dir. Bu kabaca 3 milyon harftir (3.000.000.000 x 0,1/100 = 3.000.000 ). Şempanze ile aramızdaki fark %1,2 dir. Bu 36 milyon harfdir (3.000.000.000 x 1,2 /100 = 36.000.000). İnsanda yaklaşık olarak 30.000 gen olduğu tespit edildi. Şempanzede de hemen hemen eşit sayıda ve küçük farklarla aynı genler bulunmaktadır. 30.000 geninin %1,2 si 360 gen dir(3.0000 x 1,2 / 100= 360 ). Şimdi şöyle bir şey akla gelebilir. İnsanla şempanze arasında sadece 360 gen mi farklıdır? Bu düşünce tam olmamakla beraber yanlıştır. Çünkü yüzde %1,2 lik fark, 30.000 gen içerisine dağılmış bir şekilde bulunmaktadır.

Örneğin, insanda(Homo sapiens) 50 Hox geni varyasyonu. Şempanzede(Pan troglodytes) 36 Hox geni varyasyonu, tavukta(Gallus gallus) 24 Hox geni varyasyonu, farede(Mus Musculus) 46 Hox geni varyasyonu bulunmaktadır.

Bütün genlerde promotor denilen bir başlatıcı bölgesi bulunur. Bu başlatıcı bölgeye, yine başka bir genin sentezlediği „Transkription Faktörü” denen proteinler bağlanarak Hox geninin çalışması için komut verilir. Promotorun kendiside bir DNA parçası olup değişik uzunlukta olabilmektedirler. Promotorlar gen in önüne geldiği gibi bazende arkasına hatta parçalı bir şekilde de gelebilmektedir.(1)

Genlerde küçük değişiklikler vücutta büyük oluşumlara sebep olabilmektedir. 

HOX, APO, CMAH, ASPM Genleri 

Hoxc8 geninin insanda, şempanzede, farede, tavukta ve piton değişik varyasyonları bulunur. Farede genin uzunluğu 1485 harf, tavukta 765 harf, insanda 2290 harf, şempanzede ise 2295 harf uzunluğundadır. Bu gen “farede 7 boyun 13 göğüs kemiği”, “tavukta 14 boyun 7 göğüs kemiği”, “piton yılanında ise baştan başlayarak tüm vücutta omurgaların oluşmasını sağlar. (2) 

  • 19. kromozomda bulunan 864 harf uzunluğundaki APOE4 genin 334. harfinin „A” yerine „G” olması alzheimer hastalığına sebeb olmaktadır.
  • Dokuzuncu kromozom üzerinde 1062 harf uzunluğunda ABO diye adlandırılan gendeki küçük farklar kan grubunun belirlenmesinde rol oynarlar. “A” kan grubu ile „B” kan grubu arasındaki fark sadece 7 harftir. “A” ile „0″ kan grubu arasındaki fark ise 258. harfin „G”olması gerekirken komple ortadan kaybolmasıdır. (3)
  • İnsanda altıncı kromozomda bulunan CMAH geni şempanzede de bulunur. insandaki CMAH geni şempanze ninkinden 92 harf kısadır. Bu gen insan beyninde tümüyle devre dışıdır, bu 92 harflik kısalık insan beyninin şempanze beynine göre daha büyük olmasına sebeb olmaktadır.
  • İnsanda birinci kromozomda bulunan 10434 harf uzunluğundaki ASPM geni birçok canlıda bulunur. Bu gen in orta yerinde 75 harf uzunluğunda bir kısım defalarca tekrar eder. insanda tekrar sayısı 64, farede 61, sinekte 24, solucanda ise 2 dir. Bu gen izolösin(I) ve Glutamin(Q) sentezler. Bu 75 harflik kısmın tekrar sayısı canlılardaki “IQ” seviyesini gösterir.

30.000 gen ilk bakışta az gibi görülmesine rağmen yeterlidir. Vücutta birbirinden farklı yapıları ve bu yapılardaki somut ve soyut değişiklikleri, örneğin, organlar, kişilik, zeka, davranış, hastalık, inanç ve daha birçok şeyi yapmak için birbirinden farklı çok sayıda gene ihtiyaç yoktur.

Bunun için ;

  1. Genlerin kromozom üzerinde diziliş sırası,
  2. Genlerdeki axon sayısı (genin bir veya daha fazla intron ile kesintiye uğraması)
  3. Genlerdeki mutasyonlar,
  4. Başlatıcı kısmın uzunluğu ve sequensi,
  5. Çevre gibi faktörler canlı çeşitliliği için yeterlidir.

Basitçe anlatmak gerekirse; Aynı dilde yayınlanmış iki farklı kitapta bulunan kelimeler % 90 oranında birbirinin aynısıdır fakat iki kitap okunduğu zaman bambaşka konuları anlatılır veya aynı harfleri kullanarak milyonlarca farklı kelime ve cümle türetilebilir. Genlerde, evrim sürecinde benzer şekilde davranarak kromozom üzerinde diziliş sıralarını vaya kendi içlerinde küçük değişiklikler yaparak, milyonlarca farklı tür oluşturabilirler.

ilk yayınlanma tarihi :3. Februar 2010 15:38

Mehmet Saltürk

++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
Institute for Genetics
University of Cologne
++++++++++++++++++++++++

Kaynak:
(1) http://www.mun.ca/biology/desmid/brian/BIOL3530/DB_Ch15/figB4_A.jpg
(2) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC19342/
(3) http://www.nature.com/nature/journal/v345/n6272/pdf/345229a0.pdf

Bu blogdaki makaleler bir başka yayın organında kaynak gösterilmeden yayınlanamaz, çoğaltılamaz ve kullanılamaz

“EVRİM” için 7 yorum

  1. Merhaba Sayın Saltürk,

    Daha yeni keşfettiğim blogunuzu büyük ilgiyle takip ediyorum. İşlev kazandırıcı mutasyonlar ve Gen ekspresyonu hakkında cevabını başka yerde bulamadığım spesifik bir sorum olacaktı. Bunu bir Genetikçiye sorayım dedim.

    Mutasyonlar proteinlerin yapısını değiştirip yeni proteinler üreterek yeni varyasyonlar oluştururlar. Peki bunun yerine asıl proteinin yapısını değiştirmeden mesela aktivatör proteinlerin, aktivatör küçük transkriptlerin, inhibitör proteinlerin ve inhibitör transkriptlerin yapısını değiştirmek yoluyla (böylece ekspresyon miktarını değiştirmek yoluyla da) varyasyonlara sebep olabilir mi?

    Bu sorunun cevabını internetteki bir forumda bir arkadaşla tartışıyoruz.. Bu başlık altında veya özel mesajla vereceğiniz cevabınızdan memnunluk duyarız. Şimdiden teşekkürler..

    Atilla Alber

  2. Bir biyolog olarak burada soru sorma hakkımı kullanmak istiyorum Doğada her oluşum bozunmaya çürümeye doğru giderken neden ve nasıl oluyorda canlılar hep mükemmele dogru gidiyor. Yada benim kişisel fikrime göre yaklaşık 2.5 milyon canlıda ortak genlerin bulunması yada hepsinin DNA sının aynı nukleotidlerden oluşması Onların ortak bir atadan geldiğinin kanıtı değil Hepsinin DNA sını yazan ve proğramlayanın aynı olduğunun kanıtıdır. Görsel sanatlar müzesindeki birbirinden harika resimler biribirinden oluşmasını kabul etmek gibi geliyor yoksa yanılıyor muyum?

    1. Doğada her oluşum bozunmaya gitmiyor, anorganik maddeyi ele aldığımızda yıldız patlamaları sonucu yeni güneşler oluşuyor, eski maddeler bozunurken yeni maddeler evrene yayılıyor. galaksiler sona eriyor yerine yenileri geliyor. Madde sürekli bir devinim halinde..

      Aynısı cansız maddelerden oluşna canlı yani organik maddeler için de geçerli. Onlar da bozunuyor yerine yenileri geliyor: Çoğu kez de kendisinden önce gelen canlılarda olmayan yeni özelliklere sahip olarak ortaya çıkıyorlar.

      Bunun yanında canlılar her zaman mükemmelliğe doğru gitmiyor, Mağara karanlıklarında yaşayan canlılar zaman içinde gözlerini ve görme yeteneğini kaybediyor, yeni çevrelerine adopte olan kuşların kanatları körelerek uçma yeteneğini kaybediyor. .Her şeyin uyum içinde olması insanın gözüne mükemmelmiş gibi gelebilir ama bu insana özgü subjektif bir algılamadır. Çevremizde gördüğümüz her şey insan dahil uzun yıllar süren karşılıklı bir uyum, adaptasyon ve doğal seçilim süreçleri içinde oluştu ve ortaya çıktı, Bu yüzden her şeyi birbirleriyle uyumlu görüyoruz..

      Görsel sanatlar müzesindeki resimler cansız maddeler olup kendi kendilerine çoğalamıyorlar, Canlı türler ise biyolojiktir ve üreyebilirler. Cansız maddeyle canlı maddeyi birbirinden ayıran karakteristik özellikler olduğu için bu şekilde bunlar birbirleriyle karşılaştırılamazlar.

      Michael Behe gibi Akıllı tasarımı savunan teorisyenler bile ortak bir atadan türemiş olduğumuzu itiraf ediyorlar. Bunun yanında aniden insanı yaratıp en sonuncusu olarak canlı türleri içine yerleştiren doğa üstü bir yaratıcı, bakteri ve mısırın benzer genetik DNA dizilerini ve birçok kodlarını bize neden verecekti? Eğer yaratıcı insanı özel olarak yarattı ise neden bu kadar özel değiliz? Mitolojik Yukarıdan Aşağıya İniş Tasarımın aksine ortak ata bizi çok eski bir akrabalığa ve Aşağıdan Yukarıya Çıkış Tasarımına götürüyor. Eğer bizi bir Tanrı yarattıysa canlılarda bu ortak genler olduğu için pek de yaratıcıolduğu söylenemez. Bu, daha ziyade her yaşam formu için, kurgusu yapılan bir yaratıcının aynı tasarımı kullanmış olduğu anlamına gelir.

  3. >>>>Doğada her oluşum bozunmaya çürümeye doğru giderken neden ve nasıl oluyorda canlılar hep mükemmele dogru gidiyor.
    – Evrim her zam mükemmele dogru ilerlemez. bazen yüksek canlilarda bile evrimin kötü örneklerini bulabilirsiniz.

    Aslinda negatif evrime örnek cok fazla.
    Mesela bazen göz gibi cok önemli bir organ, hayatta kalmaya degil, elenmeye sebep olabiliyor.
    Ayni solucan türünün toprak üstünde yasayan bireyinde göz hayatta kalmayi saglarken, toprak altinda yasayanlarda kaybolmak zorunda. Hayir, göze yer ltinda Ihtiyaci olmadigi icin degil, enfeksiyon kapip ölmemesi icin göz kayboluyor. Iste size negatif bir evrim örnegi….

    Bu konuda yabanci kaynaklari taramanizi tavsiye ederim. Türkiyede malesef bu konuda ulasacaginiz kaynak sayisi yok denecek kadar az.

    Asagidaki videoda evrimin mükemmel islemedigine bir örnek. Buna benzer yüzlerce örnek var.
    ilginiz icin tessekkür ederim. 🙂

  4. Kozmopolit Aydınlar,
    İnsan mükemmel olmadığını savunuyorsunuz ancak insan tek ve mükemmeldir. İnsan zekası sayesinde şu anda bu konumdayız. Evet, insan dayanıksız bir varlık ancak zekası ile her şeyden üstündür. İnsanın bağışıklık sistemi zayıf olmasa idi şuan ki dünya nüfusu oldukça fazla olurdu.
    Ayrıca insan dan önce yaşayan varlıklar olarak dinozor ve sürüngen canlıların bunların yanında bir çok su canlısının yaşadığını biliyoruz ne oldu da bir anda insan ortaya çıktı ?

  5. İlahi kitaplarda insanın sudan yaratıldığı açıklanır.. Ancak insan DNA sının suyun kiyasal yapısıyla hiç ilgisi yoktur Yani su (H2o) dan canlının çıkması imkansızdır. Suyun içindeki bileşenlerden canlı oluşmuş ise o takdirde canlılar sudan değil başka bileşenlerden oluşmuştur. Kuran da insanın veya diğer canlılarının yaratılışında yoktan var olma diye bir husus bulunmamaktadır. Canlıların bir başka maddeden yani sudan yaratılmış olduğu belirtilmektedir.İnsanın birden ortaya çıkmasını biz iddia ediyoruz. Oysa bu yalnış tekamülü zamanla oluştuğundan eserlerine bakarak birden ortaya şıktı diyoruz mesela mağara resimleri çoğalması yeryüzüne dağılması milyonlarca yılda oluşmuştur.
    Kuranda <Allah CC. Ademi yarrattım diyor yani adam insan denilen varlığın yaratılması var bu tek kişi değil birden çok aksi takdirde ademi sivrisinek ısırdığına sıtma olur veya ishale yakalandığı anda ölür insanın soyu yok olurdu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir